• BIST 108.700
  • Altın 145,028
  • Dolar 3,4996
  • Euro 4,1230
  • Ruble 0.05896
  • Ankara : 23 °C
  • İstanbul : 26 °C
  • Moskova : 29 °C
  • Antalya : 30 °C
  • İzmir : 30 °C
  • St. Petersburg : 17 °C
  • Kazan : 29 °C
  • Soçi : 32 °C

Büyükelçi Yerhov, Suriye’deki son gelişmeleri değerlendirdi

10.08.2017 11:30
Büyükelçi Yerhov, Suriye’deki son gelişmeleri değerlendirdi
Rusya’nın yeni Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, Suriye'de yaşanan gelişmeleri ve Türkiye-Rusya ilişkilerini Habertürk'e değerlendirdi. Yerhov, Suriye'de yaşananları "Bugün öpüştüğümüzle yarın çatışıyoruz" diyerek özetledi.

Sorulara Büyükelçi Yerhov'un yanıtları şöyle oldu:

Türkiye'nin Afrin'de YPG'ye bir operasyon hazırlığında olduğu konuşuluyor. Rusya bu operasyona nasıl bakar? Rusya'nın YPG'ye bakışı nedir?

Sizin de ifade ettiğiniz gibi şu anda Afrin'e yönelik olası bir askeri operasyon, hipotetik; tahminler üzerine kurulu bir haber, malumat.

O tarz bir şeyi yorumlamak çok zor oluyor. Hangi ülke olursa olsun diplomatlar genelde siyasi tahminlerden uzak durmaya çalışırlar; çünkü çoğu zaman tutmuyor. Artı, belli bir tahmin üzerinde yürüyebilmek için çok spesifik bir şekilde askeri ve taktik teferruatlara sahip olmak gerekir. "Kim nerede kaç kişi olarak, sebebi ne ve hangi yöntemle?" diye sorular aklımıza geliyor. Bu tarz malumatın bende olduğunu düşünmüyorum.

YPG'yi nasıl tanımlıyorsunuz, bir terör örgütü olarak görüyor musunuz?

Diğer ülkelerdeki gibi, Rusya Federasyonu'nda da terör örgütleri olarak tanımlanan örgütlerin bir listesi mevcut. Bir kuruluşa terör örgütü tanımlamasını yapmak için mevzuatta birtakım adımlar var. Mevzuatta sıralanmış durumda. Prosedürün çok aşamalı ve basit olmadığını söyleyebiliriz. Tek söyleyebileceğim şey, YPG bu listede yer almamaktadır.
Türkiye'nin hassasiyetlerinden haberdarız, dikkatlice not alıyoruz ve gerekli bir şekilde Rusya Federasyonu yönetimini bu konuda bilgilendiriyoruz.

Suriye'nin kuzeyinde şu anda çok hassas bir durum olduğunu, son zamanlardaki gelişmelerin ışığında hassas bir hale geldiğini biliyoruz. Bu durumun hassasiyeti, özellikle iki ülke arasındaki iş birliğini daha da yakınlaştırma yönüne gitmemiz gerektiğini gösterir. Emin olabilirsiniz, şu anda diyalog süreci işliyor.

Bir taraftan durumun hassas ve zor olduğunu biliyoruz, fakat hangi istikamete doğru gelişeceği konusunda şu anda net bir pozisyon yok kafamda. Bu sebepten dolayı değişik ihtimaller üzerinde yorum yapmaktan özellikle kaçınıyorum.

İki ülkenin iyi iş birliği ve diyaloğu Suriye'de sadece belli bölgeleri mi kapsıyor? Türkiye El Bab sonrası Menbiç'e yöneldiğinde Rusya'nın bu bölgeye girip koruma altına alması, benzer davranışı son dönem Afrin'de sergilemesi bu iş birliğini nasıl izah ediyor? İdlib bu bağlamda gelecekte nasıl şekillenecek ve yönetimi kimin hâkimiyetinde olacak?

Aslında şu anda İdlib'in yönetimi ne olacak, orada kim hâkim olacak, sizde mevcut olan sorulardan, bendeki soruların sayısı daha fazladır. Gazeteler, internet siteleri olsun, çok uzmanlaşmış kişilerin bile İdlib'le ilgili yorumlarının bazen yanlış olduğu ortaya çıkıyor.

İdlib bölgesinde onlarca farklı silahlı gruptan ve onlarca farklı dini akımların temsilcilerinden bahsediyorlar. Reputasyonları (ünleri, saygınlıkları) tartışmalı olan, değişik saha komutanları dediğimiz kişilerin mevcut olduğundan bahsediliyor. Dolayısıyla bu konuda herhangi bir tahmin ya da ihtimal değerlendirmesi yapmak, durum çok karmaşık olduğundan zor oluyor.

Menbiç olayına gelince, belli bir kısmının Rus ordusu tarafından koruma altına alındığı telaffuz edildi. Daha önce güvenlik önlemlerini konuşurken korumanın çok kötü bir şey olmadığının farkındayız. Ciddi konuşmak gerekirse, Türkiye ile Rusya'nın ortak hareket etmesi halinde bunun sinerjisi olarak çok güzel sonuçlar ortaya çıkmaktadır. İletmiş olduğunuz soruları Rus-Türk samimi iletişim çerçevesinde ele alacaksak mutlaka çok verimli bir sonuç ortaya çıkacaktır.

İş birliği bu kadar iyiyse Türkiye'nin itirazları bilinmesine karşın Rusya'nın YPG'yi müzakere masasına davet etmesi nasıl değerlendirilmeli? Astana süreci yaşıyor mu?

Malumunuz bir Şam var; Devlet Başkanı Beşar Esad görevde ve ona karşı değişik gruplar mücadele etmektedir. Sebeplerini yine tartışmanın bir anlamı yok; çünkü yüzlerce sebep var. Fakat mevcut durumda şu an Suriye'nin yönetimi, muhalif gruplara karşı koyamıyor, bitiremiyor, sıfırlayamıyor; muhalif grupların da Suriye'deki mevcut iktidarı devirme kapasitesi mevcut değildir.

Bunun tek çaresi var, kendi aralarında bir anlaşmayı sağlamak.

Cenevre zorla yürütülen bir süreçti, onlarca faktörle baltalanmış bir süreç olarak algılayabiliriz. Fakat yine Cenevre süreci kapsamında her şey olumsuz değil, sürecin devam etmesi gerekli.

Astana hiçbir zaman Cenevre süreciyle çakışmamıştır. Bu sebepten dolayı her iki sürece olumlu bir katkı sağlayabilecek kurum ve kuruluşlar veya oluşum mutlaka bu süreç içinde yer almalıdır. "180 derecelik değişim Suriye'de neden yaşanmadı?" diye sorarsanız, zor bir durum, zor bir ortam ve adımları küçük küçük atmak diye bir yöntem var. O mantık üzerinden yürümek daha doğru olur.

Türkiye, Rusya ve İran, çatışmasızlık bölgelerinde hangi ülkenin hangi alanı koruyacağını Haziran ayında açıklama kararı almıştı. Ağustosa gelindi, açıklanmadı. Hangi sorunlar var? O çatışmasızlık bölgelerinden birini oluşturan İdlib'in El Nusra'nın eline geçmesinde bu geç kalmışlığın bir faktörü var mı?

Durum sadece İdlib'de değil, Suriye'nin değişik bölgelerinde çok hassas ve sorunlu.

O kadar çok gruptan oluşuyor ki bir grupla bugün öpüşürken yarın onunla çatışıyoruz. Olayı bir tıkla (parmak şaklatmakla) sükûnete kavuşturmak çok güzel olurdu ama çok fazla aktör ve faktör olduğu için maalesef süreç bazen sekteye uğruyor. Ve ilave zaman, ilave efor, teşebbüs gerekir.

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gündem Avrasya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 312 479 00 25 | Faks : +90 312 479 00 25 | Haber Yazılımı: CM Bilişim