• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Ruble 0.06518
  • Ankara : 2 °C
  • İstanbul : 14 °C
  • Moskova : 7 °C
  • Antalya : 14 °C
  • İzmir : 13 °C
  • St. Petersburg : 0 °C
  • Kazan : -7 °C
  • Soçi : 12 °C

"Putin'le görüşmemizde S-400 ödemeleri konusunda mutabakat sağladık"

17.11.2017 14:00
"Putin'le görüşmemizde S-400 ödemeleri konusunda mutabakat sağladık"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yaptığı görüşmede S-400 füze savunma sistemi alımı için ödemeler konusunda mutabakat sağladıklarını açıkladı.

Hürriyet ve HaberTürk'ün aktardıklarına göre Erdoğan, Rusya'dan S-400'lerin alımı konusunda şunları söyledi:

"Öncelikli olarak görüştüğümüz S-400. Anlaşma imzalandı, detaylar üzerinde savunma sanayi müsteşarımızla muhatapları görüşmeleri sürdürüyor. Avanslar meselesi var, kredi meselesi var. Ödemelerdeki faiz noktasında bu görüşmemizde biz kendisiyle mutabakat sağladık. Hatta bakanlar olarak da mutabık kalındı, teyit ettik. Alttaki bürokratların yaklaşımı ile ikimizin ortaya koyduğu yaklaşımın farklı olduğu ortaya çıktı. Arkadaşların yoğun çalışmaları olursa 22'sinde de bir araya geldiğimizde önemli mesafe katetmiş oluruz."

'Akkuyu'da temel atma törenini ay sonunda yapalım istiyoruz'

Erdoğan, Akkuyu Nükleer Santrali konusunda, "Temel atma törenini istiyoruz ki bu ay sonuna kadar yapalım. Bununla ilgili hazırlıklar sürüyor" dedi.

Türk Akımı çalışmaları sürüyor

Rus gazını taşıyacak ve nihai olarak bu gazın Avrupa'ya taşınması hedeflenen Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı için Rusya'nın çalışmalarını sürdürdüğünü ve deniz altında boru döşeme çalışmalarında 448 km'lik bölümün tamamlandığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türk Akımı'nda gerçekten Rusya çok yoğun bir çalışma sürdürüyor. Türkiye tarafındaki hazırlıklar da devam ediyor. Buradan Avrupa'ya bu Türk Akımı hattının geçmesi önem arz ederken, ikinci bir hattın yapımı ile ilgili çalışma konusunda Enerji Bakanımıza gereken talimatı oradaki (Rusya) müzakereden sonra verdik. İkinci hatla ilgili çalışmalarımız devam edecek. Türk Akımı hattı çift hat olarak devam etme imkanını yakalamış olacak. Burada ikinci hat ağırlıklı olarak Türkiye'ye hizmet veren bir hat olmuş olacak."

Erdoğan, Türkiye'nin de Kıyıköy'den itibaren hattın yapımı için adım atacağını kaydederek, "Bunların olması, hele hele bir hat değil, iki hat olarak da devam etmesi bizimle ilgili olması stratejik önemi haizdir" dedi.

'Rusya olarak bu işe önem vermeniz faydalı olacaktır' dedik

Erdoğan'ın diğer açıklamaları ise şöyle:

Dağlık Karabağ sorunu) "Rusya olarak bu işe önem vermeniz faydalı olacaktır" dedik. Kendisi olumlu bakıyor ama gördüğüm kadarıyla çok umutlu değil. Tarafların tutumu nedeniyle ümitsiz gördüm. Kendisine, "5 reyon meselesinde olumlu neticeler alınmıştı, buradan çıkacaklardı" dedim. Buraların işgal altında olduğunu BM Güvenlik Konseyi kabul etti. Buna rağmen Ermenistan oraları terk etmiyor. Buralar boşaltılırsa gerçek sahipleri gelip topraklarına yerleşebilirler.

'MHP ile her türlü adımı atmaya hazırız, tereddümüz dahi yoktur'

(MHP lideri Devlet Bahçeli'nin ‘MHP, AK Parti ile sonuna kadar birlikte mücadele etmeye kararlıdır' açıklaması) Ben Bahçeli'nin şu Cumhurbaşkanlığım dönemi içinde yerli ve milli olarak vatanseverlik konusundaki tüm yaklaşımlarını aynen paylaşmışımdır, paylaşıyorum. Bundan sonraki süreçte de vatanseverlik noktasında, ülkemizin değerleri noktasında milli yerli olacak her konuda; hele hele terör örgütleriyle dayanışma içinde olan bir ana muhalefet partisi karşısında biz yerli ve milli olarak vatanımızın çıkarları tüm milletimizin çıkarları noktasında MHP ile biz her türlü adımı atmaya varız. Bu konuda tereddütümüz dahi yoktur.

'İttifak seçim önecsi düşünülebilir'

(Seçim sistemi, ittifak, baraj konusunda bir çalışma var mı?) Bu konuda bir çalışma yok. Bana göre şu an için bu, erken sayılabilecek bir tartışma. Ancak ülke olarak baraj meselesinde tecrübemiz, deneyimimiz fazlasıyla var. Olaya ekonomik ve mali istikrar olarak bakmamız lazım. 50 artı 1 ile siyasi istikrar geliyor. Dolayısıyla bütün bunları göz önüne aldığımızda belki bir seçim öncesi ittifak düşünülebilir, onun üzerinde durulabilir. Bu da yetkili kurullarımızın çalışması, gerekli değerlendirmeleri yapması gereken bir iştir. Bunlar da bu ülkenin evlatlarının birbirleriyle neler yapabildiğini göstermesi açısından çok çok önemlidir.

'İslam İslam'dır, 'Ilımlı Hristiyanlık' gibi ifadeler kullanıyor muyuz?'

‘Ilımlı İslam' tartışmasıyla alakalı olarak ben öteden beri aynı şeyi söylüyorum: İslam, İslam'dır. Batılı liderlerle görüşmelerimde de defalarca söyledim: Biz ılımlı Hristiyanlık, ılımsız Hristiyanlık gibi ifadeler kullanıyor muyuz? Kullanmıyoruz. İslam için de bu tarz ifadeler kullanılması, dinimizin şiddetle özdeşleştirilmeye kalkışılması yanlıştır. Bu açıdan, ılımlı İslam, ılımsız İslam tarzındaki ifadeleri doğru bulmuyoruz. İslam'ın ilkeleri bellidir İslam, İslam'dır.

'Afrin için biz söz verilmişti'

Afrin konusunda İran'ın oraya kendisinin de böyle bir şeyi arzu etmesi konusunda Afrin'e sıcak bakmıyoruz. Çünkü oradan çekilme konusunda Hamburg'daki G-20 zirvesinde Rusya'nın bize verdiği sözleri var. Rusya'nın oradan çekilmesi, oradan bize yönelik muhtemel tehdit ve tacizlerden duyduğumuz rahatsızlıklarla alakalı olarak Türkiye'ye gerekli anlayışın gösterileceği hususlarında bize söz verilmişti.

'Demografik yapı korunmalı'

Afrin'de demografik yapının korunması bizim hassasiyetlerimiz arasındadır. Astana ve Cenevre süreçlerinin eşgüdümlü biçimde devamı konusunda mutabık kaldık. Bizim PYD konusundaki tavrımız çok açık ve net. Bundan taviz veremeyiz. Suriye'deki muhalif grupları yok farz ederek orada bir yere varmak mümkün değil. Bu değerlendirmenin çok çok iyi yapılması lazım. PYD-YPG- PKK üçlüsüne de dikkati çektik. Meseleyi ele alırken oralarda bu tür terör örgütlerinin de hukuku vardır diye bir anlayış söz konusu olamaz. ABD'nin DEAŞ'a karşı attığı adımlarda PYD-YPG gibi terör gruplarını kullandığı biliniyor. Bunlara çok ciddi ödemeler yapılmıştır. Bunlar Rakka'da, Münbiç'te bu tür gruplar kullanılmıştır. Münbiç, oranın asıl sakinleri olan Arapların şehirden kovulmasına, oranın PYD-YPG'ye peşkeş çekilmesine sahne olmuştur. Aynı şey Rakka için de geçerlidir.

'ABD oralarda kara planlamasında'

('IŞİD'li militanların Rakka'dan çıkarılması tartışma yarattı. ABD'nin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?') Amerikalı koalisyon sözcüsünün olaylara ne kadar vakıf olduğunu bilemiyorum. Rutin asker mantığı ile yapılmış bir açıklama gibi görünüyor. İşin siyaseti başka bir şeydir. Önemli olan onları oralarda görevlendiren siyasetçinin ne dediğidir. Orada kaç DEAŞ'lı olduğunu bildiğini de zannetmiyorum. ABD, orada, bir terör örgütünü bir başka terör örgütüyle yok etmenin hesabı içine girdi. Amerikalı komandolardan tutunuz değişik güvenlik güçlerine varıncaya kadar YPG ile o bölge içinde o mücadelenin içinde bizzat yer alanlar var. YPG elemanlarına para verdiklerine dair duyumlar var. Irak üzerinden Suriye'ye 3.500 TIR zırhlı taşıyıcı, silahlar, tank, top vesaire sevk ettiler. Yaşananlar, ABD'nin oralarda kara planlamasında da yer aldığını çok açık net ortaya koymaktadır.

'Siyaset namusundan taviz vermeyiz'

('PYD-YPG'nin masaya davet edilmeyeceği konusunda güvence aldınız mı?') Türkiye olarak biz, terör örgütlerinin olduğu masada kesinlikle olmayız. Bu, Cenevre için de geçerli Astana için de. Buralara bir terör örgütünün katılmasını kabul edemeyiz. Dolayısıyla bir masada terör örgütü olacaksa, hiç kimse bizim de oraya oturmamızı beklemesin. İki kere iki dört. Siyasetin namusu vardır, biz siyasetin namusundan taviz veremeyiz. Siyasi çıkış yolu deniliyorsa o zaman hadi tüm silahlar, toplar, tanklar hepsi araziden çekilsin; o zaman AGİT vesaire kimleri sokacaksak devreye, bunları sokalım devreye hemen burada siyasi çıkış yolunu arayalım. Türkiye olarak biz de siyasi çözüm için üzerimize ne düşecekse yapalım. Kaldı ki iş sadece siyasi çözümle bitmeyecek. Karşımızda artık yerle bir olmuş bir Suriye var. Kuru kuruya bir şeyler söylenmesi yetmiyor.

'7 senedir bu işin siyasi çıkışı yok muydu?'

(ABD Başkanı Donald) Trump ile Vietnam'da yaptıkları açıklamada; doğrusu böyle bir çağrıyı açık, net görmüyorum. 'Siyasi çıkış yolu' ifade olarak doğru da peki 7 senedir bu işin siyasi çıkış yolu yok muydu, böyle bir imkân yok muydu? Var idiyse niye bu yola başvurulmadı da yüz binlerce insan öldürüldü? Yüz binlerce insanın öldürülmesi olayındaki aktörler kimlerdi? Bunların bir düşünülmesi lazım. Yüz binlerce insan öldürülecek, buna neden olanlar bu işi yok kabul edecekler ve 'Siyasi çıkış yolu' deniliyorsa o zaman hadi tüm silahlar, toplar, tanklar hepsi araziden çekilsin. AGİT vesaire kimleri sokacaksak devreye sokalım; siyasi çıkış yolunu arayalım. Türkiye olarak biz de siyasi çözüm için üzerimize ne düşecekse yapalım. BM üzerine ne düşecekse yapsın; atalım adımları. Kaldı ki iş sadece siyasi çözümle bitmeyecek. Karşımızda artık yerle bir olmuş bir Suriye var. Kuru kuruya bir şeyler söylenmesi yetmiyor. Yerle bir olmuş Suriye'yi de bir taraftan ayağa kaldırmak gerekecek. Bu meseleden en büyük zararı gören de biziz. Mülteciler konusunda tüm dünyayı duyarlı olmaya çağırıyoruz. En güçlü olarak ABD'yi, Rusya'yı, Çin'i, hatta daimi üyeleri, duyarlı olmaya davet ediyoruz.

'Sevmek başka, Atatürkçülük başka'

(Partinizin Atatürk başlığında yeni bir hassasiyeti mi var?) Ben konuşmamda, bu ülkede tabular oluşturulmaması gerektiğini vurguladım. Atatürk'ü sevmek başka bir şeydir Atatürkçülük yapmak başka bir şeydir. Bizim anlatmak istediğimiz budur. Anlattığımız da budur. Ülkemizde maalesef böyle bir durum yaşanıyor. Ben ‘Atatürk' ifadesini kullanmıyormuşum! Ya, yok öyle bir şey. Kullandığım yerler vardır, kullanmadığım yerler vardır. Bu matematik bir olay değil ki.

'Atatürk PKK'lıların eline düştü'

Atatürk'ün imzasına bakarsınız, bazı yerlerde K. Atatürk diye imzası vardır, bazı yerlerde Gazi Mustafa Kemal diye imzası vardır. Ben şimdi Gazi Mustafa Kemal de diyorum, Atatürk de diyorum. Ama adamın derdi bağcı ile olduğu için, ne deseniz kusur buluyor. Sıkıntı burada. Düşünün artık, kimlerin eline diline düştü ya. Marksistlerin, affedersin PKK'lıların, HDP'lilerin, şunların bunların eline düştü.  Onlarla birlikte yürüyen kim? Sözde Atatürkçü (CHP lideri Kemal) Kılıçdaroğlu beraber bunlarla yürüyor.

'Sebep faizdir, netice enflasyon'

Enflasyonla faiz arasındaki ilişki sebep netice ilişkisidir. Sebep faizdir, netice enflasyondur. Bugüne kadar bu dediğim de hep çıkmıştır. Bugün de aynı tezi savunuyorum. Faiz yükseldikçe enflasyon yükselecektir; asla düşmeyecektir. Ama ne yazık ki biz bunu ilgili arkadaşlara anlatamıyoruz. Hepsi ‘Ben bankayım, daha yüksek kâr nasıl elde edeceğim ona bakarım' diyor. Faizi yükselterek kendi kârını artırmanın gayreti içerisinde ama öbür tarafta enflasyon milleti, vatandaşı inim inim inletiyor. Onun umurunda değil. Şu anda maalesef bu süreç hâlâ devam ediyor. Belki önümüzdeki hafta Sayın Başbakan (Binali Yıldırım), ilgili bakanlar, bazı devlet bankaları bir araya gelmek suretiyle bu konuyu müzakere edip çok kararlı adım atıp bu faiz lobisinin de bu faizlerin de üzerine gitmekte kararlıyız.

Faiz lobisinin üzerine gidilmezse ne olur? Birincisi, enflasyon aşağıya çekilemez, ikincisi yatırımlar artmaz, üçüncü olarak da istihdam artmaz. Ama biz bunu halledersek, enflasyon düşecektir, yatırım artacaktır, istihdam artacaktır. Bu işi başarmamız lazım.

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Gündem Avrasya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 312 479 00 25 | Faks : +90 312 479 00 25 | Haber Yazılımı: CM Bilişim